• 13 Ağustos 2018, Pazartesi 9:57
ZiyaGÜNEY

Ziya GÜNEY

NASA: KENTLERİMİZDEKİ SEL BASKINLARININ VE AŞIRI SICAKLIĞIN SEBEBİ BETON!

Bundan evvelki yazımızda dünyadaki iklim değişikliğinden bahsetmiş ve özellikle son yıllarda iklimlerin değiştiğini, yaz sıcaklarında yağan yağmurların akabinde oluşan sellerin, önemli can ve mal kayıplarına sebep olduğunu dile getirmiştik.

Biz bu yazıyı kaleme alırken, Samsun - Ordu arasındaki Karadeniz oto yolunun selden çöktüğü, bu bölgede 7 köprünün yıkıldığı, Ordu'nun 7 ilçesinde 500 bin vatandaşımızın sellerden etkilendiği haberi geldi.

Bundan sonra da bu ve benzeri haberleri eskiye oranla daha sık duyacağız maalesef! Kentlerimizin içlerindeki her yeri beton ve asfaltla kapladık, kent çevresindeki ormanları yok ettik, dere yataklarını yapılarla doldurduk...

2018 yılı, ilk 7 aylık verilere göre son 47 yılın en sıcak yılı olarak geçiyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, "Sıcaklıklar son yıllarda daha da artmaya başladı. Gezegendeki sıcaklık gittikçe artıyor. Bu, küresel iklim değişikliğinden kaynaklanıyor" dedi.

Küredeki sıcaklıkların artmasıyla birlikte atmosferdeki suyun da buharlaşarak yağışlarla birlikte özellikle sıcaklıkların arttığını söyleyen Tek, "Bunun temel noktalarına gitmeye başlarsak, istenilen refah, artan nüfus büyük enerji taleplerine yol açıyor. Bu enerji talepleri de bizi enerji pazarına yönlendiriyor. Enerji pazarının da yüzde 80'i fosil yakıtlar. Fosil yakıtlar da karbondioksit üretiyor.

Karbondioksit önemli bir sera gazı. Atmosferimizde sera etkisi gösteriyor ve sıcaklıkların hızla artmasına sebep oluyor. 100 yılın başından bu yana İstanbul'da sıcaklıklar 1- 1,5 derece arasında arttı" diye konuştu..

NASA'nın 'şiddetli hava olayları' uzmanı olan ve Türkiye'deki son hava olaylarını da takip eden Dr. Timothy Hall, şehirlerde betonlaşma arttıkça sel baskınlarının da çoğalacağını söyledi. Hall, "Pek çok şehirde sel ve su baskınlarının nedeni aşırı yağıştan çok beton" dedi.

Yağışların sebebini bilimsel olarak şu şekilde açıklayan Hall, "Küresel ısınma sonucunda daha sıcak hava daha çok su buharı tutar. Ve nem, gök gürültülü sağanak yağışı körükler. Bir tür geribesleme döngüsü yaşanıyor. Özeti şu; su buhar formunda yoğunlaşıyor, rüzgârlar hızla bir araya geliyor, hava hızla yükseğe çıkıyor, buhar soğuyor ve yağmur olarak düşüyor. Yağdığında da daha çok ısıya neden oluyor. Ortaya çıkan ısı havanın yükselmesine neden oluyor. Ve bu döngü devam ediyor. Döngü güçlendikçe şiddetli gök gürültülü sağanak yağışa neden oluyor. Uzun lafın kısası havada ne kadar çok buhar olursa, şiddetli hava olaylarının olasılığı o ölçüde artıyor."

Kentlerimizde kaçak ve çarpık yapılaşma her tarafı ur gibi sardı. Yeşil olarak yalnız mezarlıklar kaldı.

Ayrıca yüksek katlı yapıların sebep olduğu olumsuzlukları uzun yıllardan beri dile getiriyor ve 'gökte arsalar bedava!' diyen zihniyet ile medya, siyaset yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarında mücadelemiz devam ediyor. Neden yüksek yapılara (gökdelenlere)karşı olduğumuzu başka bir bir yazıda izah etmeye çalışacağız.

İnsan başına düşen yeşil alan miktarı artmak yerine daha da azaldı. Batı kentlerinde insan başına ortalama 15-20 m2 yeşil alan düşerken ki birçok kentlerde özellikle de İskandinav ülkelerinde insan başına düşen yeşil alan miktarı 30-40 m2'yi bulmaktadır.

Bizim yönetmeliklerimizde insan başına düşmesi gereken yeşil alan miktarı 10 m2 olması gerekirken bu rakamlar 4-4.5 m2 civarındadır.

Dünya genelinde 89 kentin incelenmesiyle yapılan bir araştırmaya göre İstanbul dünyanın en sağlıklı kentleri sıralamasında sondan ikinci. Bursa 72., İzmir ise 83. sırada.

 

Kentlerimizin merkezlerini her meydan cadde ve sokağı asfalt ve beton yaptık. Dere kenarları kaçak çarpık ve ruhsatsız inşaatlarla doldu.

Batı ülkelerinin kentlerinde artık eskisi gibi asfalt yapılmıyor. Kent merkezlerine özellikle yaya bölgelerine (Fusgangerzone) parke kaplanıyor. Bu şekilde hem sıcaklık biraz olsun önlenirken sel sularının bir bölümü yer altına inerek bitki örtüsünü sulama işlevini görüyor. Bu şekilde de kot seviyesi düşük semtlere giden su miktarı azalmış oluyor.

Bütün bunlar Kentlerimizdeki iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunların çok boyutlu olarak büyümesine sebep oluyor.

Gerek merkezi idarenin gerekse yerel yönetimlerin ciddi çaba ve gayretleri ile bütüncül bir planlama yaklaşımın, gerekli tedbirleri alarak bu sorunları asgariye indirmenin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Yeter ki bilim ve tekniğin gereklerini yerine getirelim, buralarda kaçak ve çarpık yapılaşmaya müsaade etmeyelim, sık sık imar afları çıkarmayalım. Dağa taşa beton ve asfalt sevdasından vazgeçelim.

Şunu sözü unutmayalım: Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz!

Paul Ehrlich


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Site en altı
yukarı çık